Bilirkişi

 

Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi ge­rektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğin­den, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurula­maz.

Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle bilirkişinin gö­revlendi­rilmesine ilişkin kararında, inceleme konusunu bütün sınır­larıyla ve açıkça belirler, bilirkişinin cevaplaması gereken soruları sorar ve raporun verilme süresini belirler.

Bilirkişi, görevini, mahkemenin sevk ve idaresi altında yürütür. Bilirkişi, görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün gide­rilmesini, her zaman mahkemeden isteyebilir. Bi­lirkişi, incelemesini gerçekleş­tirirken ihtiyaç duyarsa, mahkemenin de uygun bulması kaydıyla, tarafların bilgisine başvurabilir. Taraf­lardan birinin bilgisine başvurulacağı hâllerde, mahkemece bilirki­şiye taraflardan biri bulunmaksızın diğerinin dinlenemeye­ceği hu­susu önceden hatırlatılır. Bilirkişinin oy ve görüşünü açıklayabil­mesi için bir şey üzerinde inceleme yapması zorunlu ise mahkeme kararı ile gerekli incelemeyi yapabilir. Bu işlemin icrası sırasında ta­raflar da hazır bulunabilir.

Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şey­lerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir.

Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itiba­ren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılma­sını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilir­kişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atan­masını mahkemeden talep edebilirler.

Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin ta­mamlan­ması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirki­şiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.

Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni gö­revlendi­receği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.

Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte ser­bestçe de­ğerlendirir.

Ziynet eşyalarına ilişkin olarak yaptırılacak bilirkişi inceleme­sinde ehil bilirkişi marifetiyle değer tespiti yaptırılmalı ve tespit edilen değer hüküm fık­rasında ayrı ayrı gösterilmelidir.

 

Dava konusu ziynet ve eşyaların değerlerinin ehil bir bilir­kişiye tes­pit ettirilip, hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi ve aynen iade olmadı­ğında bu değerlerinin davalıdan alınıp dava­cıya verilmesi şeklinde hüküm kurulmaması bozmayı gerek­tirmiştir.

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi so­nunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gös­terilen hüküm ziynetler ve eşyalar yönünden temyiz edilmekle ev­rak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle ka­nuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan tem­yiz itirazları yersizdir.

2- Davacı, dava konusu bilezik ve çeyiz eşyalarının aynen iade­sini, ol­madığı takdirde bedellerinin davalıdan tahsilini istemiştir. Dava konusu çeyiz eşyaları misli eşyalardan değildir. Altın cinsin­deki eşyalar misli eşyalardan ise de, bunların cinsi ve nitelikleri ayar ve gramları karar yerinde gösterilmediğin­den mislen temini de mümkün değildir. Bu haliyle hükmün infazı duraksamaya yol açar niteliktedir. Dava konusu ziynet ve eşyaların değerlerinin ehil bir bilir­kişiye tespit ettirilip, hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi ve aynen iade olmadığında bu değerlerinin davalıdan alınıp davacıya verilmesi şeklinde hü­küm kurulmaması bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün 2. bentte gösterilen sebeplerle BOZUL­MASINA, bozma kapsamı dışında kalan yönlerinin ise 1. bentte açıklanan ne­denlerle REDDİNE, temyiz peşin harcının yatı­rana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi[1].

 

Davacı kadının talep etmiş olduğu ziynetlerinin bedeli hu­susunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan; davacının bildirdiği değerler dikkate alınarak, önceden karar verilen ve kesinleşen 5 adet bileziği de içerisine alacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhake­mesi so­nunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numa­rası gösterilen hüküm manevi tazminat, nafaka ve ziynet eşyaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşü­nüldü.

1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı ge­reğince hü­küm verilmiş olmasına ve özellikle kesinleşmiş konu­larda karar verilmesinin sonuca etkisinin bulunmasına göre davacı kadının tüm davalı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- Davacı kadının manevi tazminat ve yoksulluk nafakası is­temlerinin reddine dair karar Yargıtay denetiminden geçerek ke­sinleştiği halde kadın lehine yoksulluk nafakası ve manevi tazminat takdiri doğru görülmemiştir.

3- Davacı kadının talep etmiş olduğu ziynetlerinin bedeli husu­sunda bi­lirkişi incelemesi yaptırılmadan; davacının bildirdiği de­ğerler dikkate alınarak, önceden karar verilen ve kesinleşen 5 adet bileziği de içerisine alacak şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün 2. ve 3. bentte gösterilen ne­denlerle BO­ZULMASINA, tarafların sair temyiz itirazlarının 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşini harcını yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kara­rın tebliğinden itiberen 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybir­liği ile karar verildi[2].

 

Davacı, ziynet eşyalarının aynen iadesini olmadığı takdirde bedeli­nin tahsilini istemiştir. Ziynet eşyalarının dava tarihin­deki değeri yönün­den bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın da­vacının gösterdiği değere hük­medilmesi doğru değildir.

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi so­nunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gös­terilen hüküm temyiz edil­mekle evrak okunup gereği görüşülüp dü­şünüldü.

Karar: 1- Davacı, ziynet eşyalarının aynen iadesini olmadığı takdirde be­delinin tahsilini istemiştir. Ziynet eşyalarının dava tari­hindeki değeri yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın dava­cının gösterdiği değere hükmedilmesi doğru değildir.

2- Ziynetlerin ayrı ayrı değerleri gösterilmeksizin 5.000,00 YTL toplam değere hükmedilmesi de isabetsizdir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın 1 ve 2. bentlerde yazılı neden­lerle BO­ZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri veril­mesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar dü­zeltme yolu açık olmak üzere oybir­liği ile karar verildi[3].

 

Davacı tarafa ziynetlerin cins ve miktarı açıklattırılıp, ni­kah fotoğ­rafları da nazara alınarak gerektiğinde bilirkişi ince­lemesi yaptırılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir.

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi so­nunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gös­terilen hüküm manevi taz­minat ve ziynet eşyası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görü­şülüp düşünüldü.

Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle ka­nuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre sair temyiz itirazları yersizdir.

2- Takdir edilen manevi tazminata boşanmanın kesinleştiği ta­rihten itiba­ren yasal faiz verilmesi gerekirken, dava gününden faiz yürütülmesi doğru de­ğildir.

3- Bir kısım ziynetlerin evliliğin devamı sırasında koca tarafın­dan boz­durulduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafa ziynetlerin cins ve miktarı açıklattırı­lıp (HUMK. md.75), nikah fotoğrafları da nazara alınarak gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik ince­leme ile ziynetlere yönelik tazminat isteğinin reddi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentlerde yazılı sebeplerle taraflar yararına BOZULMASINA, bozma dışında kalan temyize konu bölümlerin ise 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğu ile karar verildi[4].

 

Davacı, bileziklerin 14 ayar değil 22 ayar olduğunu belirte­rek bilir­kişi raporuna itiraz etmişse de bilirkişiden ek rapor alınmamıştır. Mehir senedinde, bileziklerin hangi ayarda ol­duğu belirtilmemiştir. Ne var ki evlilik sırasında takılan bile­ziklerin 18 veya 22 ayar olması hayatın olağan akışına daha uy­gundur. Bu nedenle mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılarak so­nucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması so­nunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.

Davacı, 31.5.2001 tarihinde davalı ile boşandıklarını, evlen­dikleri zaman 11.9.2004 tarihli mehir senedindeki eşyaların kendi­sine bağışlandığını ne var ki bu eşyaların evden ayrılırken davalıda kaldığını ileri sürerek, eşyaların aynen iadesine, olmadığı takdirde bedeli olan 3.678.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal fa­izi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, mehir senedi ne dayanılarak talepte bulunulamayaca­ğını, bağış­lamadan rücu koşullarının gerçekleştiğini, davacının ev­den ayrılırken eşyaları götürdüğünü belirterek, davanın reddini di­lemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne, kararda yazılı olan eşyaların aynen iade­sine, mümkün olmaması halinde eşyaların bedeli olan 3.668.000.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiş, hü­küm taraflarca temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uy­gun gerekti­rici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isa­betsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda mehir senedinde belirtilen do­kuz adet bileziğin 14 ayar olduğu kabul edilerek hesaplama yapıl­mıştır. Davacı, bileziklerin 14 ayar değil 22 ayar olduğunu belirte­rek bilirkişi raporuna itiraz etmişse de bilir­kişiden ek rapor alın­mamıştır. Mehir senedinde, bileziklerin hangi ayarda ol­duğu belir­tilmemiştir. Ne var ki evlilik sırasında takılan bileziklerin 18 veya 22 ayar olması hayatın olağan akışına daha uygundur. Bu nedenle mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar ve­rilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Sonuç: Birinci bent gereğince davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi[5].

 

Usulüne uygun şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Dosya­nın tümü ile birlikte bilirkişi veya bilirkişilere tevdii ile dosyadaki fotoğ­raflar ve belgelerden de yararlanılarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmaması doğru değildir.

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi so­nunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gös­terilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenil­mekle duruşma için tayin olunan bugün temyiz eden Mustafa Nev­zat Özsavran vekilleri Av. İsa Gök ve Ö. Emre Aksoy ve karşı taraf Didem Özsavran vekilleri Av. Özdemir Ertüzün ve Av. Arif Mavuş geldi. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek ka­rara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun gö­rüldü. Bugün dosya­daki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: 1-Hüküm fıkrasının 1. nolu bendinde "davanın kısmen kabulü ile Kuyumcular Odası tarafından belirlenen ve listede cins ve miktarları yazılı ziynet eşyaları bedeli olan 43.265.000.000 lira­nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alına­rak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik tale­bin reddine" karar ve­rilmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5. maddesi, hük­mün so­nucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edil­meksizin istek sonuçla­rından her biri hakkında verilen hükümle ta­raflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Ge­rekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur. (HUMK. m. 381/2).

Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirle­nen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşya­nın cins, nitelik, miktar ve değerle­rinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yük­lenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve ya­saya aykırıdır.

2-Dava dilekçesine ekli ziynet eşyası listesi eklenerek yazılan müzekke­reye Mersin Kuyumcular Odası tarafından verilen 16.06.2004 tarihli cevabi yazı nazara alınarak karar verilmiştir. Usulüne uygun şekilde bilirkişi incele­mesi yaptırılmamıştır. (HUMK.md.275-286) Dosyanın tümü ile birlikte bilir­kişi veya bi­lirkişilere tevdii ile dosyadaki fotoğraflar ve belgelerden de yararla­nılarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmaması doğru değil­dir.

3-Kabule göre de; dava dilekçesinde aynen iade, olmadığı tak­dirde be­dellerinin tahsili istenmiştir. Davalı vekili 31.01.2003 ha­vale tarihli cevap dilekçesinde; listenin 14. sırasında yazılı "pırlanta taşlı alyans yüzüğü" aynen iade edeceklerini belirtmesine karşın bedele hükmedilmesi isabetsizdir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın 1. ve 2. bentlerde gösterilen se­beplerle BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre sair hususların şimdilik incelenme­sine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 400 YTL vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri ve­rilmesine, işbu kararın tebli­ğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi[6].

 

 

 

 

Ziynetlerle ilgili dava reddedildiği halde bu konuda yapılan bilirkişi incelemesiyle ilgili ücretin davalı kadın üzerinde bıra­kılması gerekirken, davacı kocaya yükletilmesi doğru bulun­mamıştır.

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi so­nunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gös­terilen hüküm kocanın reddedilen kendi davasına, tazminatlar, na­fakalar, ziynetler ve yargılama gideri yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Karar: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle ka­nuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentler dışında kalan tem­yiz itirazları yersizdir.

2- Davalı kadının manevi tazminat istemiyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.

3- Ziynetlerle ilgili dava reddedildiği halde bu konuda yapılan bilirkişi incelemesiyle ilgili ücretin davalı kadın üzerinde bırakıl­ması gerekirken, davacı kocaya yükletilmesi doğru bulunmamıştır.

Sonuç: Hükmün 2. ve 3. bentlerde gösterilen nedenle BOZULMASINA, temyize konu diğer hususların 1. bentte gösteri­len nedenle ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itiba­ren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar ve­rildi[7].

 

Mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerekti­ren hal­lerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar ve­rebileceği ve verilen kararların Yargıtay denetimine elverişli ni­telikte açık ve de gerekçeli olması gerektiği gözetilmeden, bilir­kişinin (yazı işleri müdürü) dava ko­nusu uyuşmazlığın çözü­münde ihtisas sahibi olmadığı değerlendirmeyerek oy ve görü­şüne başvurulması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Esas davada nişan hediyelerinin aynen değilse bedelinin mas­raflarla bir­likte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Karşılık davada 1.000.000.000 lira manevi tazminatın karşı taraftan faiz ve masraf­larla birlikte tahsili istenilmiş, mahkemece esas davanın kabulü, karşılık davanın reddi cihetine gidilmiş, hü­küm davalı (karşı da­vacı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dos­yadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.

Davada, nişanın bozulmasından dolayı nişan hediyelerinin ay­nen iadesi, olmadığı takdirde bedellerinin tahsili, karşılık davada ise nişanın haksız bozul­ması nedeniyle manevi tazminata hükmedil­mesi istenilmiştir.

Mahkemece, nişan hediyelerinden bilirkişi raporunda 7 sıra ha­linde dö­kümü yapılan ziynet eşyalarının aynen, değilse bedeli top­lamı 2.300.000.000.-TL. nin dava tarihinden yasal faizi ile tahsili, karşılık davada istenen manevi tazminatın reddi yönünde karar ve­rilmiştir.

Hüküm davalı (K.davacı) tarafça temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerekti­rici se­beplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik gö­rülmemesine göre, manevi tazminata ilişkin bütün, esas dava bakı­mından ise sair temyiz itirazları­nın reddi gerekmiştir.

Ancak, MK'nun 6. maddesine göre, kanun aksini emretmedikçe taraflar­dan her biri iddiasını ispata mecburdur.

Somut olayda, iadesine karar verilen ve hükümde atıfta bulu­nulan 23.5.2001 tarihli bilirkişi raporunda 7 sıra halinde gösterilen ziynet eşyalarının tamamının davalıya verildiği ve davalının iade etmediği hususlarında davacı tanık anlatımları alınmış, buna karşın hediyelerin miktarı ve iadesi yönünde davalı tanıkları da beyanda bulunmuş olup, taraf tanıkları yüzleştirilmesine rağmen beyanlar arasındaki çelişki giderilememiştir. Hangi tanığın beyanları­nın hangi nedenle üstün tutulduğu ise karar yerinde tartışılmadığı gibi bu yönde bir gerekçeye de yer verilmemiştir.

Oysa davacının yakın akrabaları olan ve yeminsiz beyanları alınan ta­nıklar çelişkili anlatımlarda bulunmuşlardır. Davacı tanığı olarak (davacı ile akrabalığı da bulunmayan) Vesile'nin ise yeminli anlatımı bulunmaktadır. O halde bu tanığın beyanına diğer tanık anlatımları karşısında üstünlük tanınarak değer atfedilip buna göre, bir adet üçlü (altın) set, dört adet burma bilezik ve davalı tarafın kabulünde olan yüzükler ile iki adet telli burma bilezik iade kapsa­mında değerlendirilmelidir. Delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Uygulamaya göre de, talep edilen nişan hediyeleri; ziynet eş­yaları ile el­bise-ayakkabı vs. olduğuna ve sadece ziynet eşyalarının iadesine karar verildi­ğine göre, istemin kabulü şeklinde hüküm ku­rulması (HUMK. md. 388),

Buna ilaveten dava dilekçesinde ziynet eşyaları için belirtilen birim de­ğerler gözetilmeyerek, bilirkişinin saptadığı fiyatların hükme esas alınması suretiyle talebin aşılması (HUMK. md. 74),

Ayrıca hükümde iade edilen nişan hediyelerinin açıkça göste­rilmeyerek bilirkişi raporuna atıfta bulunulması, dolayısı ile infazda şüphe ve tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi (HUMK. md. 388/son);

Son olarak, mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebileceği ve verilen kararların Yargıtay denetimine elverişli ni­telikte açık ve de gerekçeli olması gerektiği gözetilmeden, bilirkişi­nin (yazı işleri müdürü) dava konusu uyuşmaz­lığın çözümünde ihti­sas sahibi olmadığı değerlendirmeyerek oy ve görüşüne başvurul­ması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır (HUMK. md.275).

Mahkemece yapılacak iş; yukarıda iade kapsamına alınması açıklanan nişan hediyeleri yönünden, dava dilekçesinde açıklanan birim fiyatları gözetip, ziynetlerin değerini ihtisas sahibi bilirkişiye belirletip varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar vermekten iba­rettir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğun­dan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi[8].

 

Bilirkişiden ek rapor alınması ve davalının savunmasının araştırıl­ması gerekirken eksik incelme ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi so­nunda mahalli mahkemece verilen hüküm ziynetler hakkında kuru­lan hüküm yönünden tem­yiz edilmekle, evrak okunup gereği görü­şülüp düşünüldü.

Karar: 1- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 15 adet Adana Burması bileziğe 945.000.000 TL. değer biçilmiş; hükümde ise 5 Adet Adana Burması bileziğin değeri 945.000.000 TL. kabul dil­miştir. Bu durum Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 74. mad­desine aykırıdır ve bozma sebebidir.

2- Dava dilekçesinde; 8 adet Mevlana bileziğin değeri (320.000.000 TL.) gösterilmiş, bilirkişi bu eşyaya dava dilekçe­sinde gösterilenden fazla (325.000.000 TL.) değer biçmiş, mah­keme isteği aşan kısım üzerinden kabul kararı vermiştir. Bu da Hu­kuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 74. maddesine aykırıdır.

3- Davalı Antalya'da tatildeyken çektirdikleri davacıya ait (3) adet fotoğ­rafı dosyaya delil olarak sunmuş ve fotoğraflarda davacı­nın üzerinde görülen; ziynetlerin bilirkişi raporunda 7. 8, 12 ve 13. sıralarda gösterilen ziynetler ol­duğunu bildirmiştir. Bilirkişi, bu fotoğraflarda görülen ziynet eşyaları ile dava dilekçesinde talep edilen ziynetleri karşılaştırmamış, fotoğraflarda görülenlerin, talep edilen ziynetler arasında olup olmadığı konusunda bir açıklamada bulun­mamıştır. Davacı ise fotoğraflarda görülen ziynetlerin dava edilenler kapsa­mında olmadığını bildirmiştir. Bilirkişiden bu ko­nuda ek rapor alınması ve davalının savunmasının araştırılması ge­rekirken eksik incelme ile karar veril­mesi de doğru görülmemiştir.

Sonuç: Hükmün yukarıda 1., 2., ve 3. bentlerde gösterilen se­beplerle bo­zulmasına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilme­sine oyçokluğu ile karar verildi.

Muhalefet Şerhi

Aynen iade istemi içinde mislen iade istemi ve gerçek değerde vardır. Bu nedenle dilekçede gösterilen değer harca esas değerdir. İstekten fazlaya hüküm söz konusu değildir.

Bu nedenle bozma ilamının ikinci bendine katılmıyorum[9].



[1] 2. Hukuk Dairesi 3790/17652 17.12.2007

[2] 2. Hukuk Dairesi 4050/5173 29.03.2007

[3] 2. Hukuk Dairesi 2006/11268 2007/1359 07.02.2007

[4] 2. Hukuk Dairesi 5892/12245 25.09.2006

[5] 13. Hukuk Dairesi 3888/10313 20.06.2005

[6] 2. Hukuk Dairesi 1284/5898 12.04.2005

[7] 2. Hukuk Dairesi 142/2320 17.02.2005

[8] 3. Hukuk Dairesi 4775/4849 22.04.2003

[9] 2. Hukuk Dairesi 7732/9304 06.07.2000